• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Yürüyüş

    Evet, Cumhuriyet Halk Partisi sadece şu son bir yılda, bir muhalefet partisi için vahim denilecek hataları art arda yaptı.

    Evet, sadece şu anda yakınılan adalet meselesinde bile hükümetin elini kolaylaştıran kararlar aldı, uyguladı.

    Evet, sadece dokunulmazlıkların kaldırılmasına anayasaya aykırı bulmasına rağmen evet oyu vererek muhalif milletvekillerini topun ağzına koydu.

    Evet, belki de sadece Halkın Demokratik Partisi milletvekilleri tutuklanacak sandığı için ikinci büyük muhalefet partisinin eş başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları hapse atılırken sessiz kaldı.

    Evet, sadece 16 Nisan referandumundan sonra protesto için sokağa çıkan partililerini eve döndürerek bile, referandumun şaibeli sonucuna meşruiyet kazandırmış oldu.

    Hangi birini söyleyeyim.

    Ama şimdi bunları art arda sayıp, özeleştiri talep etmenin ne faydası olacak?

    Sadece Türkiye’nin ufkunu biraz daha karartacak, halkların muhalefetten beklentilerini boşa çıkaracak, toplumu daha da derin bir umutsuzluğa gark edecek bu.

    Yavaş yavaş, gün be gün İstanbul’a doğru yaklaşan Adalet Yürüyüşçüleri bu meselelerin tartışmasını en azından şimdilik erteletiyor.

    AKP’nin hedeflediği rejimin bugüne kadar kolayca inşasının yolunu açan şey muhalefetin şimdiye kadar ülkenin esenliği asgarisinde bir araya gelememiş olmasıdır. Bu esenliği sağlayacak olan demokrasi, barış ve adalettir. Bugün Türkiye toplumunun, birçok AKP seçmeni de dahil özlemi budur ve bu muhalefet partilerine büyük sorumluluk yüklemektedir.

    Demokrasi, barış ve adalet sağlanmadan Türkiye halkları yeniden bir toplum olamayacakları kadar dağılmış ve kutuplaşmıştır.

    Muhalefetin birliği, en azından şu yürüyüş sırasında oluşturacağı bir işbirliği bile, bu topraklarda yeniden bir toplum olarak barış içinde bir arada yaşanabileceğinin işaretini verecektir.

    Öncelik buna verilmelidir.

    16 Nisan referandumunda bir araya gelinmesi durumunda nasıl bir kazanım elde edilebileceğini tecrübe eden kitlelerin elinden tazelenmiş özgüvenleri ve umutları alınmamalı.

    Kitleler 16 Nisan’da hükümetin bütün avantajlarına, OHAL şartlarına rağmen muhaliflerin oyların hemen yarısını almasıyla büyük bir özgüven edindi. Bu özgüven Türkiye’nin gelecekteki demokrasi ve barışının da güvencesidir.

    Bu anlamda birçok sol parti ve sivil toplum ve emek örgütünün Adalet Yürüyüşü’ne katılımı kıymetlidir.

    HDK’nin önceki gün yaptığı destek ve katılım çağrısı kıymetlidir.

    CHP’nin yetkili seslerinin yola çıktıktan sonra sadece Enis Berberoğlu değil Selahattin Demirtaş için de yürüdüklerini söylemesi kıymetlidir.

    Ve belki de en kıymetlisi, yürüyüşün toplumun büyük kesiminin istediği gibi barış ve huzur içinde, Enis Berberoğlu’nun tutuklu bulunduğu Maltepe’den sonra Selahattin Demirtaş’ın tutulduğu Edirne’ye kadar uzası olacaktır.

    Ve hükümetin de bu sırada tek görevinin yürüyüşün güvenliğini sağlamak olduğunu anlaması.

    Barışçıl ve ortak protesto için hiçbir zaman geç kalınmamıştır.

    Şimdi herkes için adalet talep etme zamanıdır.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları