• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Zam’larla hep aynı nakarat

    Zam, bir yerde ne demektir bilir misiniz?

    Doğrudan doğruya vergi alamayan , vergi kaçıranı yakalamayan hükümetlerin , dolaylı yoldan halkın elindekilerinden vergi alması demektir.

    Türkiye’de yapılagelen budur. Ondan sonrası laf ü güzahtır.

    Vergiyi yoksul halkın sırtına yükleyen hükümetler, devletin denetiminde fiyatları düzenler, temel mallara yaptığı zam, denize atılan taşın, merkezden başlayarak çevreye doğru dalga dalga yayılması gibi yayılır gider.

    Aklımıza gelebilecek her türlü maddeye, mala, mülke zam yapıldı mı, yapılmadı mı? Ekmeğe, benzine, elektiriğe bir cümle iğneden ipliğe zam yaptınız mı? Yapmadınız mı? Her şeyin ateş pahası haline gelmesini önleyebildiniz mi? Hayır…

    İsterseniz Maliye Bakanından Diyanet İşleri Başkanına kadar fetvalar çıkartın, yağmayıp da gürleyerek cinsinden ortalığı birbirine katın, zam üstüne zam yapın, asarım keserim deyin, savaş naraları atın emekçilerin alın teri bir gün mutlaka hakkını alacak.

    Emekçiler o şatafatlı geleneklerinizi tv’lerde bakarken, dinlerken ayrıcaklı yaşantınızın nasıl da adaletsiz ve eşitsiz olduğunu görmektedir. Emekçiler o zamlar altında inim inim inlerken sizin şatafatlı kıyafetleriniz, mercedesli, cipli bipli arabalarınız, armani markalı eşarplarınız, İsviçre markalı saatleriniz, lüks villalarınız, şatafatlı yemekleriniz göz kamaştırıyor.

    Ama bu şatafatlı yaşamı da bu haksızlığı da, bu zam ve zulümü de emekçiler tanır ve bilir. Çünkü ya bitecek ya bitecek diyenlerin nice seslerinin kesildiğini görmüştür. Çünkü nice asarız keseriz nutukları dinlemiştir. Çünkü nice zamlar görmüştür. Vatandaşlık görevini yapan işçiler, köylüler, ücretliler, memurlar yani emekçiler vergilerini ödüyorlar. Ya onlar?

    Bu zamlar emekçinin yaşamını karartmaktadır. Çocukların geleceğini çalmaktır. Yapılan haksızlıklar en azından duyarlı namus işcisi emekçiler tarafından bilinmektedir. Yıllardır har vurup harman savuran , devlet hazinesinin malını, mülkünü arsasını satmakla övünen, rantçı yandaş mütahitlerin servetine servet katan, yandaş şirketlerin karına kar katmasına göz yuman bir siyasal ve ekonomik düzensizliğin sonucudur.

    Birileri diyebilir, Ne yapsın bu hükümet? Diğer hükümetlerde böyleydi. Evet doğrudur. Diğerleri de böyleydi. Yok birbirlerinden farkı, hepsi de Osmanlı Bankası’dır.

    Bir kere bu hükümet tek başına 15 yıldır iktidar da. Ve hep aynı nakaratı tekrarlayıp duruyor. O yoktu bu yoktu, O otabanı yaptık, bu köprüyü yaptık deyip duruyor. Bir gün olsun O fabrikayı kurduk bu sanayiyi geliştirdik diyebiliyor mu? Bugün komşularımızla dostuz, bu ülkeyle iyi ilişkiler içindeyiz diyebiliyor mu? İktidara geldiğinde komşularla dostluğundan, ülkelerle iyi ilişkilerinden övünüyordu. Peki iktidarın başı aynı, hükümet aynı hükümet. Partilerinde biz bu yolları beraber yürüdük diyenlerin eksiğiyle de aynıdır. Bakan adı değişmekle bir iktidarın temel felsefesi , bakış açısı değişebilir mi? Değişmez…

    Emekçiler hükümetin bu berbat gidişhattını eleştirmektedir. Yasaklanan grevlerinin hesabını sormaktadır. Olan olmuştur, biten bitmiştir demiyor. Zam zamanı gelmiştir. Buna ses veriyor. Bu devran böyle sürmez diyor. Sokakta hakkını istiyor.

    Türkiye bir tarım ülkesidir diye övünülürken, peki şimdi ne oldu da bu ülke tarım ülkesi olmaktan çıktı? Elbette hayvancılık yapanlar, pamuk ekenler, buğday biçenler, üzüm toplayıp incir kurutanlar, fındık toplayanlar, tütün yetiştirenler bu işleri babalarının hayrına yapmamaktadırlar. Elbette toprakla, hayvancılıkla haşır neşir olanların bir kazançları ve bir de ödedikleri vergi de vardır. Ama vatandaş mağdur olmuş, geçim derdinde evlerine ekmek götüremediklerini söylemektedir. Depremden kaynaklı doğa felaketi için vergisi ödeyen emekçilerin paraları cezaevleri yapımına, camiye, yola ve köprüye gitmiştir. Doğanın altını üstüne getiren rantçılar, dağı taşı, doğayı delik deşik eden yandaş işverenler vergi ödemediği gibi üstüne üstlük devletten teşvik paraları almaktalar.

    İnsanın Cami kapıların da, onlar adına el açıp açıp mendil seresi geliyor.

    Ayda 1500 liranın altında bir parayla geçinmek zorunda olan emekçiye hak vermeyip de, ona saldıran hükümeti eleştirmeyecek miyiz? Birileri vatan haini, servet düşmanı, düzen bozucu diyebilir ama ben vatandaşlık hakkımı kullanıyorum. Söylenme Söyle diyorum…

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları