• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Zincirli Basın

    Daha öncesini saymıyorum, son on beş gündür medya üzerindeki cadı avına bakınca, Türkiye’de basın özgürlüğü kaldı mı,  sorusu anlamsız kalıyor.

    Önce bir savcının emri, Türksat pazarlama servisinin kavliyle İMC TV karartıldı. Sonra birkaç gün evvel CNN Türk’te Taha Akyol ve Mirgün Cabas’ın programları kaldırıldı. En son kayyuma devredilen Zaman gazetesine polis baskınıyla el konuldu. Taha Akyol’a bile tahammül edemeyen bir iktidar aklı işte…

    Havuz medyasından al haberi… Ersoy Dede ne diyor, “Sıra Cumhuriyet gazetesine gelecek” Artık hangi gazetenin kapatılacağını istihbarat sızıntısından değil, sözümona gazetecilerden öğreniyor kamuoyu. Meslek ahlakı yerlerde sürünüyor. Abdurrahman Dilpak ise o müjdeli haberi kamuoyunun nazarına celp ediveriyor; “Can Dündar ve Erdem Gül tekrar tutuklanabilir.” Bir zamanlar bu arkadaş solcularla birlikte üniversite kapısında türban eylemi yapıp, demokrasinin faziletlerinden dem vuruyordu.Tahliyelerden sonra cumhurbaşkanının “tanımıyorum, uymuyorum” ihtarına bakınca Dilipak’ın müjdesi, habercilik başarısı olarak telakki edilemez elbette.

    Türkiye’de basının her zaman sakatlı bir özgürlükle malul olduğu malumumuz da, çemberin merkez medyaya kadar daraltıldığı böylesi bir dönemi, 12 Eylül’den beri yaşamadı Türkiye… Zaten bu günlerde yaşanan hiçbir şeyi olağan değil. Olup bitenleri ancak darbe dönemleriyle mukayese ederek nereye savrulduğumuzu anlamaya çalışıyoruz.

    Bütün bu baskı ve karatma operasyonlarının ortasında, durumu en içler acısı olan da ana akım medyanın en merkezinde duran Aydın Doğan medyası… İktidarın istediği her şeyi veriyor. İşten at, diyorlar atıyor. Şu yazar kalemini değiştirsin, diyorlar;hay hay, diyor. Ama iktidar kazanı doymak bilmiyor, istedikçe istiyor. Yatırımlarını korumak için basın ilkelerinin üstüne basıp geçen Aydın Doğan nereye kadar çekileceğini bilemiyor.

    Yeni bir rejim inşası sürerken havuz medyasının tekelleşmesine yönelik operasyonlar bunlar… Türkiye çok kötü bir iç savaş ve kaosa doğru yol sürükleniyor ve gerçeklerin açığa çıkmaması için önce medya sektörünü yapılandırıyor AKP-saray iktidarı. Eskiden iki sözünden biri demokrasiydi Erdoğan’ın. Şimdi demokrasinin d’sini ağzına almıyor.

    Ne yaptıklarını herkesten iyi biliyorlar aslında.

    Hiçbir muhalif sesin duyulmasını istemiyorlar. Baksanıza, polis baskınıyla el konulan Zaman gazetesinin bir sonraki günkü baskısını Sabah gazetesi çıkarıp dağıtıma veriyor. On yıl sonra bugün Sabah gazetesinde yazanlar, çizenler hangi yüzle medyada arzı endam edecekler, acep? Dünya basın tarihinde görülmemiş şeyler bunlar.

    Skandallar bitmiyor.

    Zaman gazetesi baskınında yerlerde sürüklenen türbanlı kadınları görünce, Erdoğan’ın 28 Şubat sonrası üniversitelere alınmayan türbanlı kadınlar hakkında söyledikleri şimşek gibi çakıyor insanın belleğinde; “Benim türbanlı kardeşlerimi üniversitelere almadılar, yerlerde sürüklediler!”28 Şubat’ta bile üzerine gaz bombası atılıp yerlerde sürüklenen türbanlı kadın görüntüsünü hatırlamıyoruz. Ama bugün her fırsatta İslami referanslara gönderme yapan bir iktidar, türbanlı kadınları yerlerde sürüklüyor. Mesele iktidar ve siyasi çekişme olunca türban falan o kadar da mühim değilmiş demek ki! Her şey iktidarın bekası için!

    Siyaseti sustur, basını sustur, sokağı sustur,  sosyal medyayı sustur,13 yaşındaki çocuğu facebook paylaşımından dolayı cezaevine gönder, kendine bir korku imparatorluğu yarat,  bunun adı da yeni Türkiye olsun.

    Mümkün mü?

    Mümkün olmadığını onlar da görecekler. Ancak o menzile çok acılardan sonra varılacak.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları